|
Osmanlının son dönemlerinde devletin düzeni iyice bozulmuş, sürtüşme, kin, hizipçilik devletin bütün kurumlarına sıçramıştır. Osmanlı Ordusu içindeki Alaylı- Mektepli çekişmesine benzer bir çekişmede itilafçı-İttihatçı adıyla devlet adamları arasında almış başını gitmiştir. Bu çekişme 30 EKİM 1918 tarihinde yapılan Mondros Mütarekesi sonrasında doruğa ulaşmıştır. İtilafçılar, İttihat ve Terakki Fıkrasını, Osmanlı Devletini savaşa sokmakla suçluyor ve devletin içine düştüğü sıkıntılı durumun sorumlusu olarak görüyorlardı. Bu durumun bedelini ittihatçılara ödetmeye çalışıyorlardı. Ülke, kardeş kavgasına doğru sürükleniyordu. Bu hareketlerin arkasında Hürriyet ve İtilaf Fırkası, merkezinde Zeynel Abidin Efendi ve İngiliz Muhipler Cemiyeti Başkanı Sait Molla bulunuyordu. Hürriyet ve İtilaf Partisini Zeynel Abidin Efendi kurmuştu. Bu parti, Osmanlı Devletinin kurtuluşunu İngilizler de görüyor ve İngiliz Muhipler Cemiyeti ile sıkı işbirliği yapıyordu. Anadolu da Mustafa Kemal’in başlattığı Milli Mücadele Hareketini boşuna çaba olarak niteliyor ve İttihatçıların iktidarı ele geçirme çabası olarak görüyordu. Ülkenin işgal edilmesi, Konya da tepki ile karşılanmıştı. Mili mücadele ye destek vermek ve cepheye asker yollamak için cemiyetler kuruluyor, toplantılar yapılıyordu. Bu çabalar, Hürriyet ve İtilaf Partisi ile Zeynel Abidin Efendi tarafından İttihat ve Terakki Fırkasının yeniden toparlanması ve örgütlenmesi olarak değerlendiriyor ve toplanacak gücün kendilerine yönelmesinden korktukları için hareketi baltalamaya çalışıyorlardı. Bu konuda en büyük desteği, İngiliz haber alma servislerinden alıyorlardı. Bu dış kaynaklı kışkırtmalara, şahsi emellerini ön planda tutulan yerel yöneticiler ve bunların basiretsizliği ,dalalet ve hıyanetleri eklenince ; ülkenin muhtelif yerlerinde ayaklanmalar çıkmıştır. Bu tür olayların en önemlileri Birinci ve İkinci Bozkır ayaklanmaları ve Delibaş Mehmet isyanıdır.
Bu gün,Hadime bağlı bir çok köy ve kasaba milli mücadele yıllarında Bozkır’a bağlı bulunuyordu. Zeynel Abidin Efendi’nin Bozkır,Hoca köylü olması ,Bozkır isyanına bölgeden bir çok kişinin karışmasına neden olmuştur. Fakat Hadim ve yöresinden bu isyanlara katılan olmamıştır.Zira yakın geçmişte Hadim Müftüsünün çıkardığı bir isyan nedeni ile kaza merkezi iken köy statüsüne düşürülmenin kısaca cezalandırmanın etkisi ile Hadim ve çevresinden Bozkır isyanlarına ve Delibaş İsyanına katılan olmamış aksine Milli Mücadele desteklenmiştir. Bu yönelişte yakın geçmişte alınan cezalandırmanın yanında Dülgerler Ağaları üzerine gönderilen ordunun korkusu ile yöre insanı olan Mehmet Vehbi ÇELİK Efendinin çalışmalarıda etkili olmuştur. Milli mücadeleye destek verenlerin başında 1861 yılında Hadim'in Kongul Köyü'nde doğmuş olan ulemâdan Çelik Hüseyin Efendi'nin oğlu Mehmet Vehbi ÇELİK efendi gelmektedir.
Yunan'ın İzmir'e asker çıkarması olayının hemen Mehmet Vehbi Efendi bazı subaylarla temasa geçerek, Milli kuvvetleri destekleyen konuşmalar yapar.Bu nokta da . Fahrettin Paşa (ALTAY), halkı aydınlatmak konusunda Fakı Efendi , Rıfat Efendi. Ve Vehbi Efendi gibi halkın sevgisini kazanmış kişilerden yardım talep etmiştir.Bu talep üzerine Delibaşı Mehmet’in isyan hareketinde Çumra’dan Konya’ya doğru yürüyen çapulcu ordusunun önüne “Şakalak Köprüsü” mevkiinde geçerek nutuklar atmıştır. Gösterilen çabalar sonucu olarak da jandarma devriyesine ateş açma (5-6 Mayıs gecesi) ve hapishane ayaklanması dışında büyük olaylar engellenmiştir. Ferit Paşa'ya bağlı Millî Mücadele'ye menfî tavır alan bir kaç validen biri olan Cemâl Bey, Sivas Kongresi'ne delege göndertmemiştir. Bunun üzerine Konya’ya gönderilmesi kararlaştırılan Refet Bey'in, kuvvet toplayarak Konya’ya geldiğini öğrenen Cemâl Bey, telaş kapılarak mahkumları silahlandırır. Fakat Konya halkı direnmek yerine milli kuvvetlerin safına geçmesi üzerine cemal bey Konya’yı terk edip İstanbul’a kaçar. Cemal Beyin yerine Hadimli Vehbi ( ÇELİK) vali vekili tayin edilmiştir. Vali Vekili Mehmet Vehbi Bey, valiliği döneminde işgal kuvvetleri komutanı ile görüşerek, asayişin sağlanacağını, fakat şehrin işgaline girişildiği takdirde buna silâhla karşı konulacağım bildirir. Bu haksız yere tutuklananlar serbest bırakılmıştır.
8 Ekim 919'da Konya ileri gelenlerini hükümet binasında toplar. Sivas Kongresi kararlarının Konya'da uygulanacağını açıklar. Bu kararların uygulanabilmesi için Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Konya Şubesi'nin oluşturulmasını sağlar. İstanbul Hükümeti'nin Kuvay-ı Milliye ileri gelenleri ile anlaşarak, Konya'ya Suphi Bey'i vali tayin etmesi ile Mehmet Vehbi Efendinin vali vekilliği sona ermiştir.Fakat Mehmet Vehbi Efendi , Millî Mücadele'nin kazanılması için halkı uyarı ve harekete geçirme faaliyetleri devam eder. 15 Ocak I920' de düzenlenen Konya Mitingi’nin tertip komitesi içinde yer alır. Mitingde heyecanlı bir konuşmada yapar. Bu arada Mehmet Vehbi, Meclis-i Mebusan’a dördüncü dönem Konya Milletvekili olarak seçilir. 12 Ocak 1920'de toplanıp 18 Mart 1920'de çatışmalarına ara veren Son Osmanlı Meclisi'ndeki 5 Konya milletvekilinden biridir.
Mehmed Vehbi Efendi, orada da aktiftir. Mebuslar Meclisi, İngilizler tarafından işgal edilince, temsilen Meclis Heyeti olarak yanına Rauf Bey (ORBAY), Balıkesir Mebusu Abdülaziz M. Efendi (TOLUN) ile birlikte Padişah Mehmet Vahideddin'i ziyaret ederler. 16 Mart 1920 tarihinde padişaha: "Şevketmeâb, millet azimlidir. Vatanı da sizi de kurtaracaktır."der. Vahideddin ise, "Hoca...Hoca..sözlerinize dikkat ediniz. Bu adamlar isterlerse yarın Ankara'ya girerler'" der. Bunun üzerine Balıkesir Mebusu Abdülaziz Efendi, eliyle sarayın penceresinden gözüken düşman donanmasını işaret ederek: "Bu kafirlerin kudreti şu denizdeki toplarının menzili içindedir. Millet demir gibidir. Onu yıkamayacaklardır." cevabını verir. Mehmet Vehbi ise ayakta ve heyecanla, "millet yurdunu son damla kanına kadar müdafaa edecek ve cenabı-ı Hak’ın inayeti ile muzaffer olacaktır, Padişahım….Buna itimat ediniz." deyince Rauf Bey, arkadaşlarını doğrular: "Hoca Efendiler, zat-ı şahanelerine hakikati arz ediyorlar.."
Padişahın cevabı, konuşmaların seyrine pek uygun değildir. "Bu millet koyun sürüsü.. Bir çoban lâzım. O da benim." der. ve ayağa kalkarak görüşmelere son verir. Vehbi Hoca, sarayı terk ederken arkadaşlarına. "Bu adam nefsini ıslah etmezse âkıbeti fenadır" der. İlginçtir, Millî Mücadele kazanıldıktan sonra Sultan Vahideddin'in tahttan indirilme fetvasını, 1922'de Şer'iye ve Evkaf Vekili olarak Vehbi Hoca vermiştir. 22 Haziran 1920'de Yunan ileri taarruzu üzerine mecliste şiddetli tartışmalar çıkar. Cepheyi ziyaretten birkaç gün önce dönen Mehmet Vehbi, meclise moral aşılar: "Arkadaşlar, gidiniz de cepheyi, vatan ve milleti uğruna şehâde şerbetini içmeye azmetmiş kahramanları, onların sarsılmaz imanlarını görünüz. ordunun maneviyatı da kuvveti de yerindedir ve er-geç düşman mağlup olacaktır."der. Bu heyecanlı nutukla meclis sükunet bulur. Konuşmalarını, güçlü bir mantık ve yerinde tespitler üzerine İnşa etmektedir. 5 Temmuz 1920'de yaptığı konuşmada, asker kaçaklarının çokluğuna dikkat çekerken, sebeplerini de ortaya koyar ve tedbir alınmasını ister.
Sonuç olarak, Milli Mücadele yıllarında Hadim Halkı, Hadimli olan Mehmet Vehbi Çelik Efendinin çalışmaları ve irşat hareketlerinin de katkısı ile Milli mücadele hareketini desteklemiş, Bozkır ve Delibaşı isyanlarında milli kuvvetler safında yer almıştır. Bütün bu çalışmalar,cumhuriyet döneminde semeresini göstermiş Hadim 1926 yılında tekrar kaza merkezi haline getirilerek cezası kaldırılmıştır.
|